21 Ekim 2016 Cuma

2016'nın En Çok Beklenen Oyunları!

2016'nın En Çok Beklenen Oyunları!


Ekran kartınızı, ram’lerinizi yükseltin, konsolunuzun tozunu alın. Oyun kumandanızın şarjını doldurun! 2016, oyun dünyası için çok güzel bir sene olacak !

Her sene düzenli olarak yapılan fuarlar, özel etkinliklerle Oyun yapımcıları bizi çılgınlar gibi beklentiler içine sokmayı çok iyi beceriyor. 2015 yılında şu ana kadar duyurulan oyunlar içinde en iyilerine gelin birlikte bir göz atalım. 2016 yılı oyuncular için dolu dolu geçeceğe benziyor. 2016'da çıkacak oyunlar arasında Doom 4Mirror's Edge CatalystDishonored 2,Mafia 3 ve Uncharted 4 gibi kaliteli yapımlar bulunuyor.

Doom 4 (2016 Sonbaharı)



Bundan yıllar önce daha ev bilgisayarlarının çok lüks ve pahalı olduğu dönemlerde tanıştığımız Doom, serinin dördüncü oyunuyla evlerimizi şenlendirmeye hazırlanıyor. Özellikle 90'larda çocukluğunu yaşamış oyun severler için her zaman farklı bir yeri olan Doom, Teknolojinin gelişimine de çok iyi ayak uydurmuş gözüküyor. E3 fuarında yayınlanan video gerçekten çok etkileyici. Karakterimiz artık tam bir ölüm makinesi olmuş. Sabırsızlanıyoruz !

Dead Island 2 (Tam tarih duyurulacak)



En eğlenceli oyun fragmanı ödülü veriliyor olsa, Dead Island bu ödülleri kimseye kaptırmazdı. İlk oyunuyla bizi oldukça uzun süreler oyalamış olan Dead Island, esprili karakterleri ve oldukça vahşi zombilerle dolu ada ortamına bizi tekrar davet ediyor.


Mirror's Edge Catalyst (Şubat 2016)




Verilen bilgilere göre serinin ikinci oyununda Faith'in geçmişine şahitlik ediyoruz. İlk oyunun aksine, artık tamamen açık dünya konseptinde karşımıza çıkacak oyunda, karakterimiz Faith yine hiç silah kullanmadan düşmanlarını alt edecek. Yine baş döndürücü bir oyun bizleri bekliyor.

Homefront: The Revolution (Tam tarih duyurulacak)




Kuzey Kore’nin Amerika’yı işgalini konu alan Homefront, ilk oyunuyla çok eleştirilmişti. Hem çok kısa olması hem de çok fazla beklentileri karşılamaması oyunun yapımcılarını daha da gaza getirmiş olacak ki ikinci oyunla bunu değiştirmeye oldukça kararlılar.


Uncharted 4: A Thief's End (2016 Sonları)




Playstation'un en çok satan serilerinden Uncharted, yapımcıların söylediğine göre final oyunuyla bizlerle birlikte olacak. Özellikle E3 fuarından yayınlanan videoya bakarsak yine değme Hollywood filmlerine taş çıkartacak aksiyon bizleri bekliyor.


Mafia III (Nisan 2016)



Yaklaşık bir iki hafta once sessiz sedasız bir paylaşımla adeta ağızlarımız kulaklarımıza vardı. Bir kaç gün sonra da beklenen an geldi ve çok güzel bir videoyla bu kadar zaman beklememize değeceğini anladık. Yayınlanan videoda Vito Scaletta’nın yaşlılığını da görüyoruz. Mafia III geliyor!


Tom Clancy's The Division (Mart 2016)



İlk olarak geçen sene karşımıza çıkan oyun, görselliğiyle bizi oldukça etkilemişti. Son olarak çıkan videolarıyla da bizi daha şimdiden kendine hayran bıraktı. Tek kötü yanı mart ayına kadar beklememiz gerekiyor!


Dark Souls III (2016'nın ilk ayları)




Kendine özgü, bazen sinir bozucu hale gelen oldukça zor tarzı, epik boss savaşlarıyla hatrı sayılır bir hayran kitlesine sahip oyunu merakla bekliyoruz.


For Honor (Tam tarih duyurulacak)




E3 2015 Oynanış videosu ilk izlediğimizde bizi gerçekten çok heyecanlandırdı. Ortaçağ atmosferinde oldukça kalabalık bir şekilde, güzel bir dövüş dinamiğiyle hem de online olarak savaşabildiğimiz oyun hakkında halen çok da fazla bilgi paylaşılmış değil.

20 Ekim 2016 Perşembe

En kötüsünden en iyisine, bugüne kadar çıkmış 13 Assassin's Creed oyunu

1. Assassin's Creed: Brotherhood


Brotherhood, ikinci oyunun sahip olduğu her şeye sahipti, üzerine bir de muhteşem yeni mekanikler ekliyordu. Konseptin Revelations'daki kadar eski durmadığı bir zamanda, Assassin's Creed II'ye doyamadığımız bir anda geldi ve bangır bangır "Liberation of Roma has begun" diyerek yerleşti gönlümüze. Brotherhood, AC II konseptinin son cilası, kusursuz hâliydi. O yüzden de hiç çekinmeden, kendisini gelmiş geçmiş en iyi Assassin's Creed oyunu ilan ediyoruz. Kaygımız da yok.


2. Assassin's Creed II


Assassin's Creed'in "ilginç fikirlere sahip kötü tasarımlı oyun" statüsünden, efsanelerden birine dönmesinin sebebi, kime sorarsanız sorun Assassin's Creed II. Bunun başka bir izahı yok. Gelmiş geçmiş en iyi devam oyunlarından biriydi Assassin's Creed II. Karakterleri, düzelttiği oynanış mekanikleri ve İtalya'sıyla aynı zamanda gelmiş geçmiş en orijinal serüven oyunlarından da biriydi. Ama bizce en iyi Assassin's Creed oyunu değil, çünkü kanaatimizce en iyisi...


3. Assassin's Creed IV: Black Flag


III'ten sonra çok büyük bir şey yapmaları gerekiyordu gözümüzdeki imajı toparlamak için. Bugün internet hâlâ "Assassin's serisi çok bozdu yeaa" diyen genç dimağlarla tıka basa dolu değilse, Black Flag bunu başarmıştır diyebiliriz. En büyük günahı ÇOK fazla uzun olmasıydı. Herhalde ağır ağır oynasanız, bir sene başka hiçbir şey oynamanıza gerek kalmayabilirdi. Dur şu balinaya koşayım, aha şurada bir gizem var, hoop depo varmış yağmalayalım derken bir bakmışsınız oynanış süreniz olmuş 60 saat. E zaten böyle bir durum var, hikayenin kendisi de 30-40 saat olunca insan yoruluyordu biraz be.


4. Assassin's Creed: Revelations


Bugüne kadar çok liste yaptık, herhalde en tartışmasız ilk dördümüz bu olacak. Sıralamanız değişebilir, ama Assassin's Creed serisinin en iyi dört oyunu konusunda kimsenin şüphesi olduğunu sanmıyoruz. Eğer bu konuda mutabıksak, bu dörtlünün en kötüsünün Revelations olduğu konusunda da anlaşmamız gerekiyor. Bir konuda da dürüst olalım, oyun İstanbul'da geçiyor olmasaydı bu kadar yüksek bir yere koyar mıydık emin değiliz. Ama ara ara hâlâ oyunu açıp, Aya Sofya'ya doğru koşturasımızın geldiğini düşünürsek evet, oyunu 4 numaraya koyduğumuza pişman değiliz.


5. Assassin's Creed II: Discovery


DS'e çıkıp, sonra da mobile portlanan bir diğer Assassin's Creed oyunu. Bunun farkı, an itibariyle sadece iOS'ta bulunabiliyor olması. Gameloft'un eski Symbian oyunlarını anımsar mısınız? Büyük oyunları alır, yan kameralı platform oyunları yaparlardı? Discovery aynı damardan ilerliyor. Yine bağlamına oturtup yargılamak lazım. Yolda giderken, iki dakika mola verirken oynanabiliyor, keyif veriyor mu? Evet. O zaman bizim için yeterlidir!


6. Assassin's Creed III


Altair, Ezio, Connor, Aveline ve Edward'ı yan yana koyunca, bir de oyunlarının performanslarına bakınca aşağı yukarı portre netleşiyor. Assassin's Creed serisinin sağlam bir ana karaktere çok ihtiyacı var. Bunu Black Flag yazımızda da belirtmiştik zaten, ama üçüncü numaralı oyuna bakınca mesele iyice netleşiyor. Connor donuk, uzak, soğuk bir karakter. Ne ona, ne de onun aracılığıyla ortama ısınmanıza izin veriyor. Haliyle her ne kadar çok sağlam bir takım öğelere sahip olsa da (deniz savaşları, avcılık, ağaçlarda parkour) Assassin's Creed III bugün ne tarafımızdan, ne tarafınızdan iyi hatırlanan bir oyun olamıyor.


7. Assassin's Creed: Rogue

Şimdi lafı hiç şekere bulamayalım: Rogue baya baya Ubisoft'un "siz Black Flag'i çok sevmişsiniz diye duyduk? Alın aynından!" diye önümüze sürdüğü bir oyundu. O yüzden çok ince bir kitleye hitap ediyordu. Black Flag'den yeterli "korsanlık" deneyimi doyumuna ulaşmış olanlar, burada çok sıkılacaklardı. Black Flag'in oynanış mekaniklerini beğenmeyenler de üzülecekti, zira oyun birebir aynıydı. Sadece ve sadece Black Flag'i sevip, doyamamış olanlar oynamalıydı Rogue'u. Ki onlar da oynadılar, ve çok sevdiler!


8. Assassin's Creed: Altair's Chronicles


DS'e çıkmış, sonrasında da yanılmıyorsam Android, iOS ve Windows Phone'a bile gelmiş bir oyundu. Bugün ilgili işletim sistemlerinin mağazalarında duruyor mu bilmiyorum, fakat duruyorsa bir göz atın derim. Gameloft'un yaptığı oyun, net bir Assassin's Creed tecrübesi değil, zaten olmadığı için sekiz numarada. Ama açıkçası sıkıcı da değildi.

9. Assassin's Creed: Bloodlines


Assassin's Creed 1'de olan pek çok tasarım sıkıntısının Bloodlines'da olması yüzünden "O niye 12, bu niye 9" diyebilirsiniz haklı olarak. Onun 10, bunun 8 olmasının sebebi, bunun sadece PSP'ye çıkmış olması. Dönemini en güzel gözüken oyunlarından biriydi ve PSP çerçevesinde değerlendirdiğinizde tasarım faciaları göze o kadar batmıyordu. Peki niye 8 o zaman? Çünkü ikinci bir analogu olmayan bir cihazda hakikaten Assassin's Creed, en azından bu şekilde bir Assassin's Creed oynanmıyormuş. Zor yoldan öğrendik.


10. Assassin's Creed Chronicles: China


Climax Studios ile Ubisoft'un ortaklaşa tasarladıkları üç ayaklı projenin ilki olan China, fikir olarak aslında çok iyiydi. 2.5D bir platform, ilginç bir tarihi arka plan, serinin ana hatlarına çok da uymayan ve bu yüzden de kulağa çok taze gelen bir ana karakter... Ama uygulanışta sıkıntılar vardı. Hikayesi de, oynanışı da bir noktadan sonra tekrara bağlıyor, sıkıcılaşıyordu. Yine de fiyatı düşünüldüğünde, çok da sırıtmayan bir oyundu, o yüzden on numaraya koyduk.



11. Assassin's Creed III: Liberation
Donuk karakterler, oyuna ilginçlik katmaktan ziyade yavaşlatan bir "persona" sistemi, takip edesinizin gelmediği gibi ettiğinizde de size pek çok bir şey katmayan bir senaryo ve gerçekten işlemediği artık tescillenmiş bir yakın dövüş sistemi. Liberation'u sadece Aveline ve New Orleans kurtarıyordu. Sonradan HD olarak yeniden yapılmasını da hâlâ anlamlandırabilmiş değiliz. New Orleans güzeldi ama. Keşke Aveline de, şehir de karşımıza daha iyi bir oyunda çıksa.

12. Assassin's Creed
Bir konuda mutabık olmamız gerek; Assassin's Creed serisinin bu denli kötü bir ilk oyunla çıkıp da buralara gelebilmesi, muhtemelen iki sebepten dolayıydı, bir: oyuncuların Ubisoft'a Prince of Persia serisi yüzünden açtıkları bir kredi vardı ve iki: kapüşonlar havalı şeylerdi. Yoksa biz başka bir mantıklı açıklama göremiyoruz. Assassin's Creed 1, tekrar eden mini oyunların arasında ezilmiş, ilginç fikirleri olan vasatın çok altında bir oyundu. Git, tüyü al, dinle, bir şeylerin peşinden koş, hırsızlık yap, sonra suikasti gerçekleştir. Allah için serinin isminin hakkını verip sizi gerçekten suikastçi bir karakterin yerine koyduğu tek oyundu.

13. Assassin's Creed: Unity
Dışarıdan nasıl gözüktüğünü biliyoruz. En yeni oyunu, en dibe koymak, baya baya "en güzel oyunlar eskiden çıkanlardır" fikrinin bir parçası gibi duruyor. Halbuki bizim burada derdimiz "yenilikler seriyi nasıl bozdu, güzelim oyunu yeni yetmelere peşkeş çektiler" gibi bayağı sebepler değil. Unity bitmemiş bir oyundu. Adama benzemesi için üzerine bir yıllık yama fırlatılması gerektiği gerçeği, bunun en güzel kanıtı. Bizim onu on ikinci sıraya koymamızın sebebi, katiyen kötü bir oyun olmuş olması değil yani. Daha ziyade, Ubisoft'un hayranlarına yaptığı muamele.


Bugün tarih seviyorsak sebebi olan 9 tarihsel oyun serisi

1. Age of Empires




Ne Öğrendik: Age of Empires serisinin ilk üç oyunu üç bambaşka tarihsel pencereyi konu aldığından, baya bir şeyle tanışma fırsatımız oldu. Age of Empires I daha ziyade antik çağları konu alıyordu. Pek çoğumuz Shang, Choson, Yamato gibi Asya uygarlıklarının adını onunla öğrendik. Türkiye'nin bir dönem tartışılmaz en çok oynanan oyunlarından biri olan Age of Empires II: Age of Kings ise daha Orta Çağ temalıydı. Oradan öğrendiğimiz Orta Çağ teknolojileri ve binalarıyla herhalde konu hakkında kurs açabilecek seviyeye gelmişizdir. Serinin son oyunu, Age of Empires III ise keşif çağıyla alakalıydı. Onun ana konusu biraz daha fantastikliydi, ama en azından Malta'da Türklerin çok sevilmediğini öğrenmiş olduk!



2. Assassin's Creed



Ne Öğrendik: Assassin's Creed serisinin tarihi gücü, bana soracak olursanız oyunun en önemli artısıdır. İlk oyundan itibaren serinin her bir üyesi, döneme tarihi bir yolculuk yaptırmak üzerine kuruludur. Üstelik oyun dünyasında (ve hatta sinema dünyasında da) çok tasvir edilmeyen dönemler seçtiklerinden, seri belki de oyunu kapattığınızda sizi direkt Wikipedia'ya yönlendirme konusunda çok nettir. Tarihi olaylar değiştirilir, fakat bir şey vardır ki, Assassin's Creed'in en hocalık yaptığı alan odur: Mimari. Haçlı seferleri dönemi Şam'ından Rönesans Floransa'sına, 15. yüzyıl İstanbul'undan koloni dönemi Boston'ına kadar gittiğiniz her şehir, o dönem olduğu şeklindedir.
 3. Civilization

Ne Öğrendik: William H. McNeill'ın dünyanın pek çok yerinde ders kitabı olarak okutulan bir çalışması vardır "Dünya Tarihi" adlı. O kitabı bir yerlerden edinebilirseniz, okuyun. Anlatımı tatlıdır kitabın, çok da şey öğrenirsiniz. Tabii eğer öncesinde Civilization oynamadıysanız. Kitapta uygarlıklar tarihinin kilit noktaları olarak verilen pek çok şey, Civilization'da mevcuttur. Örneğin kitap bir noktada "Atlı arabaları bulan Aryan'lar ciddi bir askeri avantaj elde ettiler ve bu şekilde hızlıca yayılmayı başardılar" der. Civ oyuncularının burada gözleri pörtler, zira oyunda Chariot teknolojisini bulan ilk oyuncu genelde erken kazanımlar elde eder. Evet, tarihi siz yazıyor olabilirsiniz Civ serisinde. Ama kırılma noktaları gerçektir!

4. Europa Universalis

5. Empire Earth
Ne Öğrendik: Empire Earth serisi gerçekten de tarih kitaplarına konu olacak bir işti. Daha önce kendisini gelmiş geçmiş en iyi strateji oyunları arasında göstermiştik. İlk oyunundaki campaign senaryoları Yunan uygarlığından başlayıp, 2018'de geçen bir Rus hikayesine kadar uzanıyordu. İkinci oyunun da bundan aşağı kalır bir yanı yoktu. Aztek, Kore, Alman, İngiliz tarihleri hakkında detaylı bilgi edinebileceğiniz bir oyundur Empire Earth. Aynı zamanda bu milletlerin bağlı oldukları uygarlıklar hakkında da geniş çaplı bir fikriniz olur.

6. Onimusha
Ne Öğrendik: Tarih öğrenmemize, bir wikipedia açıp bakmamıza ya da merak etmemize sebep olan tüm oyunlar gerçekçi olacak diye bir kaide yok. Oda Nobunaga'nın ölümüyle başlayan ve Sengoku dönemini konu alan Onimusha, Japonya'nın en kritik yıllarını işin içine Genma denilen süpernatürel yaratıkları sokarak konu alır. Japonya'nın en kritik yılları derken şakamız yok. Oda Nobunaga ile başlayan, Toyotomi Ideyoshi ile devam eden ve Tokugawa Ieyasu ile tamamlanan Japonya'nın birleşme süreci, ülkenin açık ara en ilginç ve en önemli yıllarına tekabül eder. Onimusha'da bunlara biraz fantastik sos katıp, önünüze sunar, daha ne?

7. Red Dead
Ne Öğrendik: Red Dead serisi bambaşkadır. İkinci oyun çıktığından beri ilk oyunun hakkı yeniyor, fakat PS2 şartlarına göre onun da iyi olduğunu belirtmek gerek. Fakat Redemption'ın da neden selefini gölgede bıraktığını anlamak güç değil. Buraya koyma nedenimizin ise oyunların safi kalitesiyle ilgisi pek az var. Aynı Assassin's Creed gibi, Red Dead Redemption'da tarihi gerçeklik üzerine boğulan bir hikayeye sahip değil; fakat mimarisi, zamanın teknolojileri, sosyal ilişkileri ve irili ufaklı detaylarıyla Vahşi Batı dönemini pek iyi yansıtıyordu. Genel şekli ve şemaliyle Vahşi Batı filmlerinin klişelerinden de uzak bir şekilde yapıyordu bunu.

8. Rise of Nations
Ne Öğrendik: Rise of Nations için söyleyebileceğimiz tek şey var: Oyun nasıl yapısal olarak Civilization ve Age of Empires'ın muhteşem birleşimiyse, tarih dersi olarak da öyleydi. Aynı Age of Empires gibi, tarihsel uygarlıkların teknolojileri ve varlıklarına dair pek çok bilgi edindik. Bunun üzerine, bir de Civilization gibi uygarlıkların gelişmek için üzerinden geçmek zorunda oldukları kırılma noktalarına da muhteşem değiniyordu oyun. Bir de çok az altı çizilen bir özelliği vardı: Gelecek! Aztekler gibi Orta Çağ'ı, Modern Çağ'ı görememiş uygarlıklar için Big Huge Games "şöyle olurdu herhalde" deyip, varsayımsal teknolojiler tasarlamıştı. Çok eğlenceliydi!

9. Total War
Ne Öğrendik: Ne öğrenmedik ki? Bu listeyi alfabetik olarak sıraladık, o yüzden bir kasıt yok; fakat en vurucu kısmın sona gelmesinden de pek memnunuz. Zira Total War serisi, Rome, Shogun, Empire ve Medieval başlıkları altında yıllarca bize tonla şey öğretti. Civilization'un aksine şehirler sabit olduğundan, işin tarih kısmı biraz daha yerleşik vaziyetteydi. Bunun da ötesinde, doğan çocuklar gerçek olduğundan, kişiler hakkında da tonla şey öğreniyordunuz. Örneğin Medieval II'de beraber dünyanın yarısını fethettiğiniz bir kumandanın, gerçek hayatta kim olduğunu araştırmanın keyfi muazzamdı. Bu konuda her oyun eşit derecede kalitelidir üstelik. Tarih sınıflarında iç rahatlığıyla oynatabilirsiniz!